hayal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2015 Perşembe

Bugün, anısı olan bir gün.


Blog alemini biraz tembellikten biraz da zamansızlıktan terketsem de aklıma gün içinde muhakkak en azından bir kere uğruyor. Güzel bir şey burda olmak.
Bugün günlerden 19 Kasım. Evet, saat ilerliyor. Geçen sene bugün, sanırım birkaç saat sonra hamile olduğumu öğrenmiştim. Şoklar içindeydik ikimiz de, hiç beklemiyorduk. Ben şaşkın ve ağlamaklıydım, eşim halim karşısında ne diyeceğini şaşırmış olacaktı ki "Üzülme, belki tutunamaz" minvalinden bir şeyler demişti. Kendimizi "Artık öyle hemen olmuyor, yediğimiz gıdalar vs vs" diyenlerin kurbanı ilan etmiştik :D
Bebeğimiz tutundu. Hamd olsun, şükürler olsun.

23 Mayıs 2014 Cuma

Uzungöl Gezisi


Benim yaptığım bile bile ladesti. Trabzon'daki havaların kafa karışıklığına aldanıp, hava güzel olur deyip yola çıktık. Üzerim ince. Öyle hava durumuna bakmak gibi adetim de yok.

Uzungöl'e giderken yollar yine yeşil yeşildi...
Arabadan çekimler...


Akan suyu görünce ayrı bir mutlu oluyorum.


Trabzon'un eski evleri...



Uzungöl'e geldik. Yağmur... Hem de şiddetli...
Pastel renkli bisikletçi gençler... 



Arabadan indim, soğuğa dayanmaya çalıştım. Yok... Olmadı. Önce şal, ondan sonra kapişonlu bir bluz alarak soğuğa dayanır hale geldim.
Sonra başladık gezmeye.

Yağmurun ayak izlerini görüyorsunuz değil mi?




Sis... Onların tabiriyle duman... Karadeniz' in vazgeçilmezi sanrıım.





Eski bir ev... Tek tüktü.


Bu minarede eşimin çok ilgisini çekti, ahşaptan olması sebebiyle.

***
Uzungöl' den bu kadar.
Görmek isteyen herkesin görmesini diliyorum.
Hoşçakalın.


6 Nisan 2014 Pazar

Puantiyeli Kalpli Mutlu Mutfak

Pazartesi geliyor. Bazen bilgisayarın saati duruyor, bakıyorsun sürekli aynı dakikayı gösteriyor.
Tıpkı öyle olmasını istiyorum bazı zamanların. Ama gerçek olsun istiyorum.
İşte buna imkansızı istemek deniyor :)

Yoğun ve stresli bir haftayı geride bıraktım. Yorgunluk eşiğim hayli düşük, dayanıksızım maalesef.
Bu süreçte dikime verdiğim mutfak minder setimi aldım. Runnerini yıkadım, ütülemeden de hemen serdim, sabırsızlıktan.
Mutfakta artık ıvır zıvır kaldı. Onca zaman beklediğim şey: Masa takımı, minder seti ve bir adet küçük rafmış.
Hayaller ne uzak ne yakın değil mi? Bunlar gerçekleşmeden, "Ohoo, bir sürü iş var" derdim, hiç de yokmuş.
Sarkıtı taktırmadık henüz. Bir de benim süslemeler bitmez. Onları bekleyeceğime çekeyim dedim. Biraz hazırlıksız oldu. Fazlalıkları toparlamadan, runneri ütülemeden çekiverdim.

3 Mart 2014 Pazartesi

Evimizin Girişi

Yeni bir şehre taşındığımızda, evde eksikliğini  en çok hissettiğimiz eşyalardan biri portmantoydu. Eski kaldığımız evin kendisinde vardı zira. Hazır eksikken, hayallerimdeki dolabı yaptıralım dedik. Yaptırmadan önce nette bol bol "country tarz portmanto" diye aratmıştım; fakat Türkiye'den bir iki örnek ancak çıktı karşıma. Sonra aldık elimize metremizi, ölçtük biçtik çizdik. Ustayı da çağırdık, tabii ki usta bazı yerlerde değişikliğin iyi olacağını söyledi. Biz de onayladık. İpek mat beyaza boyanmasına karar verdik. Ama sadece kapaklar öyle olacaktı, diğer türlü çok maliyetli oluyordu.

2 Mart 2014 Pazar

Yaşasın Evimiz- Eve Dair Projeler

Günün doğumu yaklaşıyor.

Bense son bir haftadır geçirdiğim boğaz enfeksiyonunun bu gece beni uyutmaması sebebiyle ayaktayım. Fısfıs, bol bol su içmek şimdilik pek işe yaramadı. Ve gördüm ki yutkunmak büyük nimet. Hissettiğim acı yutkunurken oluşuyor. Bu sebepten yutkunmaktan kaçınıyorum. Öyle de olmuyor işte, sadece acıyı geciktiriyorum. Bir de sanki boğazımın sağ tarafından kulağıma açılan bir delik var ve orası da yutkunurken daha bir acıyor. Neyse. Uykudan etse de dayanılmaz değil. Şükürler olsun. Allah tüm hastalara şifa versin diye dua edeyim bu vesileyle.

16 Ocak 2014 Perşembe

Trabzon'da 1 Ay

Günaydın

Yarın itibariyle Trabzon'a taşınalı tam bir ay olacak.
Trabzon hayallerimin şehriydi. Hiç denizi olan bir şehirde yaşamamıştım ve Karadeniz'de yaşamak istiyordum.
Yeşil görmek istiyordum.
Kültürel ögelerle sık sık karşılaşayım diyordum. Kişilikli bir şehir olsun, diyordum.

19 Aralık 2013 Perşembe

Taşınıyoruz...

Merhabalar;

Yazmama sürem uzayınca hesap verme gereksinimi duyuyorum :)
Türlü aksiliklerden sonra bugün eşyalarımızın gelmesini bekliyoruz.
Kiralık eve geçiyoruz.
Taşınmanın berbatlığını ilk defa anlamış bulunuyorum.
Firmanın sorumsuzluğu, sinir bozuculuğu ayrı konu...
Salı günü taşınan eşyalar bugün gelecek, düşünün tuhaflığı ve içinde bulunduğumuz rezilliği :)

11 Aralık 2013 Çarşamba

Güzel Bir Hediye


Merhabalar.
Arasıra reklamını yapasım gelir, sevdiğim ve/ya beğendiğim şeylerin.

İlk defa "cafenohut" bloğunda görmüştüm "sakın beni unutma" tablolarını.
Sonra tabloların sahibinin bloğunda buldum kendimi:
sakın beni unutma
Tam da yıldönümü yaklaşıyordu.

10 Aralık 2013 Salı

Mutlu Yuva Trabzon Yollarında


Merhabalar!

Fotoğraf güzel değil mi? Trabzon kampüsünde çektim, alladım pulladım tabii.
Deniz, Gök ve Yeşil. İşte Trabzon.
Nazan Bekiroğlu'nun her kitabının ön sayfasında özgeçmişte ne yazdığını bilenler bilir:

"3 Mayıs 1957, Trabzon.
Dört yıllık üniversite hayatı hariç hep bu kentte yaşadı. Bulut. Deniz. Yağmur."

Geçtiğimiz hafta ev baktık eşimle, bol bol.
Trabzon'un yokuşlarında ve çamurlu inşaat alanlarında bol bol gezdik, ne güzel değil mi :)
Şu an netleşen bir şey yok, beklemedeyiz.
Bakalım neler olacak?

***

Tabii ben bir heyecanla mutfağımın kapı süsünü yapmıştım, gitmeden önce:



Panoyu hazırlarken baya zorlandım. Birkaç deneme...
En sonunda bir karton parçasını karatahta boyasıyla boyayıp silikonla üzerine yapıştırdım.
Diyeceksiniz, e direk ahşabı boyasaydın karatahtayla? Olmadı işte. Altına önce dekupaj yaptım. Beğenmedim. Kağıdı çıkaramadım. En iyisi böyle dedim. Zor oldu yani :)

Yine de

Hayal etmek ve gerçekleştirmek, o süreç, bunun nasip olması... Ne tatlı ne güzel :)

***

Bu da kardeşimin karatahtamıza gidişimizi resmedişi :)



***
Herkese sevdikleriyle, sevdikleri şehirlerde mutlu, huzurlu, aşk dolu yarınlar diliyorum.
Sevgiyle kalın :)

28 Kasım 2013 Perşembe

Puantiyeli Mutlu Mutfak Çalışmaları Devam Ediyor

Günaydınlar efendim ♥

Eski konuları okuyanlar biliyor ki, gelecekte ömür yeterse; bol kırmızı beyaz puantiyeli, ahşabın ve kırmızının ağırlıklı olduğu bir mutfak hayal ediyorum. Tabi yaşlanmadan alabileceğimiz evlerin %90' ının hazır mutfağa sahip olduğunu biliyorum. Şatafatlı renklere, siyaha, ceviz kaplamaya bürünmüş dolaplar... Sahibinden. com' da baktığım evlerin nerdeyse hepsi böyle. Bir de siyah modası çıkmış galiba: Tuvaletler, banyolar, fayanslar siyah da siyah. Ne buluyor yapanlar bu renkte anlamıyorum. Neyse, hayıflanmanın vakti değil.

Tabi ki ben şöyle dolabı yapılmamış bir ev bulup, dolabı istediğim gibi yaptırmak istiyorum.
Yine tam olarak ne istediğimi bilmiyorum fakat! Bazen sadece beyaz diyorum, bazen "Acaba şöyle koyu veya uçuk bir yeşil de olsa mı?" diye geçiriyorum aklımdan.

Mesela şu ton:



Veya şöyle bir yeşil:


Yeşili de kesinlikle istiyorum aslında mutfakta yani... Kırmızı, beyaz, ahşap tonlarından sonra favorim yeşildir. Amma velakin ben ki kombin özürlüsüyüm, dolapsız bir ev bulsam bile nasıl yaparım bilemiyorum :)

***

Neyse konumuz bu değil.
Dün İkea' dan aldığımız hem ucuz hem de masif mi masif, ağır mı ağır sevgili taburemi gözüme iliştirdim.


Vee kendisine "Sen benim Mutlu Mutfak' ımın en nadide parçasısın, kısa boyumu en güzel telafi edensin, seni güzelleştirmek bana şart oldu" dedim.

Vee eğitimsiz bir makyözün elinde çirkinleşmekten korkan bir kadın gibi, bana tedirgin bir şekilde yaklaştığını hissettim. Ona güven vermeye çalıştım tabi ki ben de.

Alladım pulladım.





Şimdi gelecekteki mutfağıma daha da yakışacağına eminim!

***

Efendim?

Aynada kendini beğenip beğenmediğini sormayı unuttum :)

***

Mutlu Günler Efendim.

Linked up with:
http://sweethaute.blogspot.com/2013/12/thursday-sweet-haute-share-link-party.html

25 Ekim 2013 Cuma

Enn Çok Beklediğim Hobi Malzemelerim Geldi :)

Merhabalar;

Sonunda karatahta boyama ve ibeking'den aldığım bantlara kavuştum.
Benden keyiflisi yok artık :)
İnşallah güzel güzel projelerde kullanırım hepsini.

İbeking' den aldıklarım :




Karatahta boyam ♥


Bunlar da almaya gidemediğimden, sevgili eşimin anahtarlık süslemesi için kendi zevkiyle aldığı kumaşlar :)
Ben minik desenli al deyince, minik gördüğünü almış. Anahtarlıkla pek alakası olmayacak renklerde.
Onu kumaş alırken hayal edince, yaptığı seçimlere kızamıyorum bile. Öyle sevimli geliyor ki :)


23 Ekim 2013 Çarşamba

T.S. (TUS' tan Sonra)


Günaydın sevgili okuyucular,
Bayram tatili bitti. Çoğu kişi gibi benim de 1 haftam çok çabuk geçti. Üç şehir gezdik: Büyük kısmı Trabzon olmak üzere, Amasya ve çocukluğumuzun masum şehri Tokat-Zile. Eşimle birbirimize çocukluğumuzu geçirdiğimiz evleri gösterdik, anılarımızı tekrar hatırladık ve anlattık.

Tüm bunlardan önemlisi eşimin hazırlandığı TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) maceramız artık nihayete erdi. TUS' tan sonraki süreci yaşıyoruz. Aylardır beklediğimiz zamanlar... Neresi oldu peki? Puanımızın beklentimizin çok altında gelmesine rağmen, son beş tercihten birinin geleceğine %70 ihtimal verirken, eşimi yoğun bir Nöroloji asistanı ve sonrasında 30 gün icap nöbeti tutan bir uzman olarak hayal edip kederlenirken, son tercih gelir de mutsuz bir aile hekimi kocam olur diye korkarken... Otuz tercihten 15. geldi. Çok ama çok şaşırdık: Artık KTÜ- (Kısaca Enfeksiyon Bölümü) ve Trabzon bizimdi... Yani hayallerimin şehrindeydik. Eş durumunu da halledersek tabi... Maalesef ki bundan sonraki süreç de T.Ö. (TUS' tan Önce) kadar yorucu ve yıpratıcı olacak. Beklenen eş durumu tayini ve arkasından ayda 10 nöbet tutan bir koca. Bekâr kızlar, siz siz olun gönlünüzü bir doktora kaptırmayın :) Nöbeti olan hiçbir meslek mensubuna kaptırmazsanız da iyi edersiniz :)

Beş günlük Trabzon tatilimizde çoğunlukla eşimin köyündeki evdeydik. Trabzon arazisi bana çok yorucu geldi. O fındık bahçelerinden nasıl fındık topluyorlar, şaşırdım. Ya yukarı çıkıyorsunuz ya aşağı iniyorsunuz... Düz zemin nerdeyse hiç yok. Bir de o zeminde sırtlarda sepetlerle yüründüğünü düşününce, daha da şaşırıyorum. Şehrin merkezi çok güzel, çok beğendim. Bunun dışında eşimin 6 yaş öncesi hayatının geçtiği Şalpazarı- Acısu civarını da ziyaret ettik. Şalpazarı'nda Ağasar deresi var, şu bildiğimiz Asiye türküsünde geçen dere...
Şu kanıya vardım ki: Trabzon'da yeşilin ve sarının her tonu (Sonbaharda) var. Arazi çok engebeli ve evler çok dağınık yerleşmiş. İlçe meydanları erkek kaynıyor. Karadeniz' de kadının çalışma-erkeğin oturma geleneği hala devam ediyor, acı ki...

Sizlerle Trabzon gezisinde en mutlu olduğum ana dair bir fotoğraf paylaşıp sayfanızdan çekiliyorum :)
Beşikdüzü sahilinde eşimle başbaşa, kenardan deniz kabuğu toplamak çok güzeldi.
Ah bir de nem olmasa... Neme alışmak çok zor olacak hep iç kesimlerde yaşamış biri olarak.


Hoş kalın, Mutlu kalın.

4 Eylül 2013 Çarşamba

Doğumgünü Hediyesi-Kitap Kutu Boyama

Merhabalar;
Bu blog benim dinlenme alanım oldu ♥

Bundan tam üç ay bir gün önce, sol yanağında gamzesiyle sarışın bir çocuk dünyaya gelmiş seneleeer önce. Bu sene o çocukla -ama artık siyah saçlıydı :)- ilk doğumgünümüzü kutladık. Ona özel bir şey hediye etmeliydim. Kitap yazma hayalimiz vardı, ikimizin ismi yazacaktı ♥ " E, bari hayalimize somut adımlarla başlayalım " dedim. Allah'tan eşim doğumgününden tam bir gün önce şehir dışına çıkmak zorundaydı ve bir günde tamamladım bunu, o görmeden :) Verirken, "İçine evliliğimizle ilgili notlar yazalım, ilerde okuruz" dedim. Dedim de hala boş. Duyurulur Sevgili Canımın Taaaa En İçi Eşim :)

Şimdi maziye gidiyoruz :)
Değerli TSM şarkısı "Mazi Kalbimde Yaradır" der.
Umarım hiçbirimizin mazisi kalbimizde yaralar açmaz.
Gülümseyerek ve tatlı bir hüzünle yâd edelim geçmişi.




Billur bir ses...
Armağanım olsun hepinize :)

"Sensiz hayatım olur kış,
Canımın taaa içisin sen,
Nasıl severim bir bilsen"



29 Ağustos 2013 Perşembe

Ev Yapımı Ev Düzenleyicileri

Günaydın, herkese huzurlu bir gün diliyorum.
Bugünkü konum evde kendimce yaptığım düzenleyiciler. Çoğunu geçici olarak yaptım; içime sineni olmadı, işimi gördükleri için hala duruyorlar.

Blog alemine katılmadan önce, çok sıkı blog tarayıcısıydım. Sürekli araştırır dururdum ve açıkçası bitmiş rulolardan yapılan şeylerin çoğunu beğenmez; yine de içimde bir suçluluk psikolojisi oluşur ve atmazdım. O ruloları değerlendirmeye çalışıyorum. Ama bundan sonra atacağım :) Hayal gücümün daha ileri gideceğini düşünmüyorum :)

26 Ağustos 2013 Pazartesi

TUS' tan Önce/ TUS' tan Sonra

Günaydın...

Başlığı yazarken Teoman'ın Senden Önce Senden Sonra şarkısı aklıma geldi. Zaten evde onun müziğiyle seslendiririz bu başlığı. Hayatımız TUS oldu. Bir zamanlar "Hayatımız Sınav" isimli bir program vardı, tıpkı onun gibi :)

TUS: Tıpta Uzmanlık Sınavı. Evet, tahmin edeceğiniz gibi bir doktor eşiyim. Yaklaşık 8 aydır bu sınava çalışıyoruz ve önümüzde yaklaşık 2 hafta kaldı. TUS bizden çok şeyler götürdü; ama bize çok şeyler de getirecek diye umuyoruz. 

* Programlar yaptık, üniversiteye hazırlanan gençler gibi :)