Trabzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2014 Cumartesi

Dönüşen Hayat

Merhaba sevgili okuyucu,
Epeydir yokum buralarda. Çalışma odasına ne zaman girsem "Hey gidi, eskiden ne çok uğraşırdım kendin yap projeleri için" diyorum. Evet uzun zamandır ilgim azaldı. Hala heyecanla yapmak istediğim şeyler var gerçi; ama motivasyon mu eksildi, enerjim mi azaldı bilmiyorum, yapamıyorum.
4 gün sonra Trabzon' a taşınalı tam 1 yıl olmuş olacak. Buraya dair bir sürü heyecanım ve kaygım vardı. Şimdilik sadece denizini sevdim sanırım, tabii Sümela yollarını da... Sadece kuruyemiş üreten dükkanlar ve sadece kahve üreten dükkanlar yok ya, en çok da buna takılıyorum. Yani benim araştırdığım kadarıyla yok. Gerçi öyle çok da çarşıya inen bir tip değilim.

22 Ağustos 2014 Cuma

Çarpı işi Kapı Süsü

Ilık, güzel bir Trabzon akşamından herkese selamlar
Bloğumu boşluyorum bir süredir. Fotoğraf makinem berbat, fotoğraf çekecek güzel güneşi bir türlü yakalayamıyorum, vs diyerek erteledim bir süre. Sonra elde ne varsa, dedim.

23 Mayıs 2014 Cuma

Uzungöl Gezisi


Benim yaptığım bile bile ladesti. Trabzon'daki havaların kafa karışıklığına aldanıp, hava güzel olur deyip yola çıktık. Üzerim ince. Öyle hava durumuna bakmak gibi adetim de yok.

Uzungöl'e giderken yollar yine yeşil yeşildi...
Arabadan çekimler...


Akan suyu görünce ayrı bir mutlu oluyorum.


Trabzon'un eski evleri...



Uzungöl'e geldik. Yağmur... Hem de şiddetli...
Pastel renkli bisikletçi gençler... 



Arabadan indim, soğuğa dayanmaya çalıştım. Yok... Olmadı. Önce şal, ondan sonra kapişonlu bir bluz alarak soğuğa dayanır hale geldim.
Sonra başladık gezmeye.

Yağmurun ayak izlerini görüyorsunuz değil mi?




Sis... Onların tabiriyle duman... Karadeniz' in vazgeçilmezi sanrıım.





Eski bir ev... Tek tüktü.


Bu minarede eşimin çok ilgisini çekti, ahşaptan olması sebebiyle.

***
Uzungöl' den bu kadar.
Görmek isteyen herkesin görmesini diliyorum.
Hoşçakalın.


4 Mayıs 2014 Pazar

Sürpriz Proje - 1

Son birkaç gündür içimde bir sıkıntı, sürekli hafakanlar basıyor (Evet, vaktiyle araştırmıştım ve doğru yazımın "hafakan" olduğuna kanaat getirmiştim). Kendimce kalbimi yoluna koymaya çalışıyorum, "All is well" diyorum ona, düşüncenin gücüne inanıyorum ( İnanır mısınız, bugün yanan parmağımın acısını, acımadığına dair kendimi telkin ederek yok ettim :)).

Bugün elektrik kesintisi vesilesiyle kendimle başbaşa kalınca, düşündüm de; biz insanlar zâhirimize (dış görünüm) epey önem veriyoruz, "İlk izlenim önemlidir" gibi laflar ediyoruz, kadınlar makyaja ve saça zaman harcıyor, kıyafet almak için özel zaman ayrılıp alışverişe gidiliyor, ergenler karizmatik görünüm için sigara içiyor, evlerimiz için de aynı ritüeller, vs... Ya içimiz? İçimizi yok saydığımızı farkettim, ilk farkedişim değildi tabii bu.

22 Nisan 2014 Salı

Maçka- Sümela Manastırı' ndan

Herkese güzeel bir gün dileyerek başlıyorum.

Geçen haftasonu eşimin tek boş olan haftasonuydu. Asistanlıktaki ilk senede genelde ayda sadece bir haftasonunu size bırakırlar, diğer haftasonlarında bir gün nöbet tutarsınız. Tabi boş bıraktıkları haftasonunun ya bir öncesine (Cuma) ya da bir sonrasına (Pazartesi) nöbeti de -tabir-i caizse- çakarlar, o ayrı...
Fırsattan istifade Sümela'ya gidelim dedik. Bu şehre geldiğimizden beri görmeyi en çok istediğim yerlerden biriydi. Pazar günü erken kalkıp düştük yollara. İstikamet Maçka.

17 Şubat 2014 Pazartesi

Pratik ama estetik olmayan bir çözüm önerisi :)


Merhabalar,
Herkese huzurlu, mis kokulu bir hafta diliyorum.
Etrafınızda, bulunduğunuz yerde bol bol lavanta kokuları bulunsun.
Lavanta kokulu sabunlar, lavanta yağı, lavanta kurusu...
Bahar geliyor, uyanın!

10 Şubat 2014 Pazartesi

Peynir (veya Çökelek ) Kızartması


Günaydın sevgili okuyucu;
Sana kocamaan huzurlu, derin nefes aldığın bir hafta diliyorum :)

***
Trabzon' da hayat yeni yeni normale dönüyor benim için.
Taşınalı nerdeyse 2 ay olacak, evin eksikleri bitti sayılır ve ev düzeni oturmaya nihayet başladı.
Ev düzeni oturana kadar hobilerimle ilgilenemedim. Umarım bundan sonra ilgilenebilirim.

20 Ocak 2014 Pazartesi

Trabzon + Köy


Merhabalar;
Blog yazısına giriş yazarken genelde girişi nasıl yapmam gerektiği konusunda tereddüt ediyorum.
Direk konuya mı girsem, merhaba mı desem, merhabalar mı desem, köşe yazarı gibi sevgili okuyucularım' ı da mı eklesem (hoş, artık eklenmiyor da)... O an ne düşünüyorsam, ona karar vererek bu tereddütü sonlandırıyorum. Şu an olduğu gibi :)

16 Ocak 2014 Perşembe

Trabzon'da 1 Ay

Günaydın

Yarın itibariyle Trabzon'a taşınalı tam bir ay olacak.
Trabzon hayallerimin şehriydi. Hiç denizi olan bir şehirde yaşamamıştım ve Karadeniz'de yaşamak istiyordum.
Yeşil görmek istiyordum.
Kültürel ögelerle sık sık karşılaşayım diyordum. Kişilikli bir şehir olsun, diyordum.

3 Ocak 2014 Cuma

Sonunda Geldim, Özledimm

Günaydın tüüm okuyucularıma;

Herkese huzurlu ve beklentilerinin karşılandığı, korkularının gerçekleşmediği bir yıl diliyorum öncelikle.
Yeni yıl bize çok fazla yeni geldi.
Yeni şehir, yeni iş, yeni ev, yeni insanlar...
Aşina bir yüze hasret kaldım, eşimi görünce her zamankinden çok daha mutlu oluyorum. Artık sevdiği adamı görünce mutlu olan kadına bir + daha eklendi: Tanıdık birini görünce mutlu olan kadın. İşte her ikisi de sevgili yol arkadaşım.

10 Aralık 2013 Salı

Mutlu Yuva Trabzon Yollarında


Merhabalar!

Fotoğraf güzel değil mi? Trabzon kampüsünde çektim, alladım pulladım tabii.
Deniz, Gök ve Yeşil. İşte Trabzon.
Nazan Bekiroğlu'nun her kitabının ön sayfasında özgeçmişte ne yazdığını bilenler bilir:

"3 Mayıs 1957, Trabzon.
Dört yıllık üniversite hayatı hariç hep bu kentte yaşadı. Bulut. Deniz. Yağmur."

Geçtiğimiz hafta ev baktık eşimle, bol bol.
Trabzon'un yokuşlarında ve çamurlu inşaat alanlarında bol bol gezdik, ne güzel değil mi :)
Şu an netleşen bir şey yok, beklemedeyiz.
Bakalım neler olacak?

***

Tabii ben bir heyecanla mutfağımın kapı süsünü yapmıştım, gitmeden önce:



Panoyu hazırlarken baya zorlandım. Birkaç deneme...
En sonunda bir karton parçasını karatahta boyasıyla boyayıp silikonla üzerine yapıştırdım.
Diyeceksiniz, e direk ahşabı boyasaydın karatahtayla? Olmadı işte. Altına önce dekupaj yaptım. Beğenmedim. Kağıdı çıkaramadım. En iyisi böyle dedim. Zor oldu yani :)

Yine de

Hayal etmek ve gerçekleştirmek, o süreç, bunun nasip olması... Ne tatlı ne güzel :)

***

Bu da kardeşimin karatahtamıza gidişimizi resmedişi :)



***
Herkese sevdikleriyle, sevdikleri şehirlerde mutlu, huzurlu, aşk dolu yarınlar diliyorum.
Sevgiyle kalın :)

5 Aralık 2013 Perşembe

Ev Bakıyoruz, Yokum!

Günaydın!

Şu sıralar ev almak, kiralamak derdiyle uğraşırken; o zamana kadar eşim nerde kalacak, acaba bitmek üzere olan ama 1 ayı kalmış evlerden mi alsak, yoksa kötü olsa da içini mi yaptırsak, yoksa kiralasak da yavaştan yavaştan araştırarak mı alsak istediğimiz evi?

Tüm bu sorularla, üç gündür gece uykularımı bölen psikosomatik rahatsızlığım sırt ağrılarımla süreci tamamlamaya çalışıyoruz.



Evi topla, nakliyeci bul, eşyalara aman bir şey olmasın!
Yeni iş yerine alış, nasıl bir antre dolabı yaptırsam?, ayy mutfağım deniz görüyor ne kadar güzel!, ya bu sanki buraya olmadı?, bu evin etrafında neden bir market yok?, oturma grubu bakmak için zamanın var mı birtanem?, ama ben çook yoruluyorum...
Sonrasında da bu cümleler ve sorular bizi bekler.

Hayat devam ediyor.
Ayrı kalmanın acısını taşınma telaşına bırakmak da güzel.

Allah bu zorlu süreçten pişman olmamayı nasip etsin :)

Hoşçakalın.

21 Kasım 2013 Perşembe

Giden ve Gönderen


Hüzün bulutları kaplıyor kalbimi şu sıralar.
TUS süreci hala işliyor.
Yine gönderen ben, yine giden o... Bu çoğu kez böyle oldu.
Toplanan eşyalar, evden eksilen ayakkabılar, ses, o tatlı gülücük...
Onu göndermek her zaman ağır geldi kalbime. Belki de en ağırıydı onu göndermek.
Hiçbir ayrılığım bu kadar alışmaya dirençli olmadı şimdiye kadar.
Hiçbir ayrılığın acısı bu kadar uzun süre taze kalmadı içimde.
Evliliğim boyunca yaşadığım onun olmadığı 2 haftada, ondan ayrı kaldığım 4 günde
bu durumu farkettim, geçmiyordu hüzün, dinmiyordu gözyaşı, alışmıyordu kalp...

Bu sefer belirsiz bir süre için ayrı kalacağız. Bu daha da ağırlaştırıyor...
Eş durumu mağdurlarından olmamayı diliyorum ve dua ediyorum...

***

Hal böyle olunca hobiler de tasarımlar da heyecanlar da mutfakta geçirilen vakitler de
Hatta ve hatta hayatla geçirdiğim vakitler de
gittikçe azalıyor.
En tatlı hobi destekleyicim; kendimce yaptığım tasarımlarda en ciddi eleştirmenim, yardımcım;
sevmediğim mutfağı sevmek için en önemli vesile kaynağım

yokken

Blogda paylaşımlar azalıyor.
Sevinçler azalıyor.
Hayat hissettirmiyor.

***

Mutluluğu, huzuru yarınlara bıraktım.
Herkese mutlu, huzurlu, aşk dolu yarınlar...

23 Ekim 2013 Çarşamba

T.S. (TUS' tan Sonra)


Günaydın sevgili okuyucular,
Bayram tatili bitti. Çoğu kişi gibi benim de 1 haftam çok çabuk geçti. Üç şehir gezdik: Büyük kısmı Trabzon olmak üzere, Amasya ve çocukluğumuzun masum şehri Tokat-Zile. Eşimle birbirimize çocukluğumuzu geçirdiğimiz evleri gösterdik, anılarımızı tekrar hatırladık ve anlattık.

Tüm bunlardan önemlisi eşimin hazırlandığı TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) maceramız artık nihayete erdi. TUS' tan sonraki süreci yaşıyoruz. Aylardır beklediğimiz zamanlar... Neresi oldu peki? Puanımızın beklentimizin çok altında gelmesine rağmen, son beş tercihten birinin geleceğine %70 ihtimal verirken, eşimi yoğun bir Nöroloji asistanı ve sonrasında 30 gün icap nöbeti tutan bir uzman olarak hayal edip kederlenirken, son tercih gelir de mutsuz bir aile hekimi kocam olur diye korkarken... Otuz tercihten 15. geldi. Çok ama çok şaşırdık: Artık KTÜ- (Kısaca Enfeksiyon Bölümü) ve Trabzon bizimdi... Yani hayallerimin şehrindeydik. Eş durumunu da halledersek tabi... Maalesef ki bundan sonraki süreç de T.Ö. (TUS' tan Önce) kadar yorucu ve yıpratıcı olacak. Beklenen eş durumu tayini ve arkasından ayda 10 nöbet tutan bir koca. Bekâr kızlar, siz siz olun gönlünüzü bir doktora kaptırmayın :) Nöbeti olan hiçbir meslek mensubuna kaptırmazsanız da iyi edersiniz :)

Beş günlük Trabzon tatilimizde çoğunlukla eşimin köyündeki evdeydik. Trabzon arazisi bana çok yorucu geldi. O fındık bahçelerinden nasıl fındık topluyorlar, şaşırdım. Ya yukarı çıkıyorsunuz ya aşağı iniyorsunuz... Düz zemin nerdeyse hiç yok. Bir de o zeminde sırtlarda sepetlerle yüründüğünü düşününce, daha da şaşırıyorum. Şehrin merkezi çok güzel, çok beğendim. Bunun dışında eşimin 6 yaş öncesi hayatının geçtiği Şalpazarı- Acısu civarını da ziyaret ettik. Şalpazarı'nda Ağasar deresi var, şu bildiğimiz Asiye türküsünde geçen dere...
Şu kanıya vardım ki: Trabzon'da yeşilin ve sarının her tonu (Sonbaharda) var. Arazi çok engebeli ve evler çok dağınık yerleşmiş. İlçe meydanları erkek kaynıyor. Karadeniz' de kadının çalışma-erkeğin oturma geleneği hala devam ediyor, acı ki...

Sizlerle Trabzon gezisinde en mutlu olduğum ana dair bir fotoğraf paylaşıp sayfanızdan çekiliyorum :)
Beşikdüzü sahilinde eşimle başbaşa, kenardan deniz kabuğu toplamak çok güzeldi.
Ah bir de nem olmasa... Neme alışmak çok zor olacak hep iç kesimlerde yaşamış biri olarak.


Hoş kalın, Mutlu kalın.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Trabzon Sevdası - Kitap ve Albüm

Merhabalar;
Bir Pazartesi'yi daha yarılamış bulunuyoruz. Bugünü de görmek nasip oldu. Umarım sizler benim gibi, işyerinde saatleri sayan, eve gitmek için sabırsızlanan güruhtan değilsinizdir. En kıymetlimiz zamanı, dört duvar arasında geçirmek bana hayli moral bozucu geliyor. Sahildeki Ev bloğunun sahibi paylaşmıştı: Her gün bir güzellik koyacaktık tepsimize, ânın ve günün kıymetini bilerek, güzel bir gün dileyerek. Tıpkı şiirdeki gibi:

“Her daim sıfır kilometre bir gün var önümüzde 
Gir ve ortalığı karıştır.” İ. Tenekeci

Aynen burdaki gibi enerjik başlamak isterdim güne. Ama şu sıralar günümü güzelleştirmek adına çaba harcamaktan bile yoksunum. Tepsim bomboş, şiir anlamsız...

Neyse yazının depresif olmasına izin vermeyeceğim :)