çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2014 Salı

Maçka- Sümela Manastırı' ndan

Herkese güzeel bir gün dileyerek başlıyorum.

Geçen haftasonu eşimin tek boş olan haftasonuydu. Asistanlıktaki ilk senede genelde ayda sadece bir haftasonunu size bırakırlar, diğer haftasonlarında bir gün nöbet tutarsınız. Tabi boş bıraktıkları haftasonunun ya bir öncesine (Cuma) ya da bir sonrasına (Pazartesi) nöbeti de -tabir-i caizse- çakarlar, o ayrı...
Fırsattan istifade Sümela'ya gidelim dedik. Bu şehre geldiğimizden beri görmeyi en çok istediğim yerlerden biriydi. Pazar günü erken kalkıp düştük yollara. İstikamet Maçka.

31 Ocak 2014 Cuma

Ailemizin İlk'inin Doğumgünü

Rana, benim yeğenimin adı.
Hamilelik sürecine ilk defa onun vesilesiyle bu kadar yakından tanık oldum.
Ablama açıp açıp "Bunu yeme, şunu yap, bak üzülme bebek etkilenir, bebeğe şundan almayı planlıyorum" vs vs diye söylerdim. Hamilelik sosyal baskıyla zorlaşıyor sanki :) Neyse, sonuçta her şey bebeğin sağlığı içindi. Nasıl bir bebek olacağını düşünürdüm, sağlıkla dünyaya gelsin diye dualar ederdim.
Sonra doğdu. Doğdu doğdu, normal doğum yani.

10 Aralık 2013 Salı

Mutlu Yuva Trabzon Yollarında


Merhabalar!

Fotoğraf güzel değil mi? Trabzon kampüsünde çektim, alladım pulladım tabii.
Deniz, Gök ve Yeşil. İşte Trabzon.
Nazan Bekiroğlu'nun her kitabının ön sayfasında özgeçmişte ne yazdığını bilenler bilir:

"3 Mayıs 1957, Trabzon.
Dört yıllık üniversite hayatı hariç hep bu kentte yaşadı. Bulut. Deniz. Yağmur."

Geçtiğimiz hafta ev baktık eşimle, bol bol.
Trabzon'un yokuşlarında ve çamurlu inşaat alanlarında bol bol gezdik, ne güzel değil mi :)
Şu an netleşen bir şey yok, beklemedeyiz.
Bakalım neler olacak?

***

Tabii ben bir heyecanla mutfağımın kapı süsünü yapmıştım, gitmeden önce:



Panoyu hazırlarken baya zorlandım. Birkaç deneme...
En sonunda bir karton parçasını karatahta boyasıyla boyayıp silikonla üzerine yapıştırdım.
Diyeceksiniz, e direk ahşabı boyasaydın karatahtayla? Olmadı işte. Altına önce dekupaj yaptım. Beğenmedim. Kağıdı çıkaramadım. En iyisi böyle dedim. Zor oldu yani :)

Yine de

Hayal etmek ve gerçekleştirmek, o süreç, bunun nasip olması... Ne tatlı ne güzel :)

***

Bu da kardeşimin karatahtamıza gidişimizi resmedişi :)



***
Herkese sevdikleriyle, sevdikleri şehirlerde mutlu, huzurlu, aşk dolu yarınlar diliyorum.
Sevgiyle kalın :)

23 Ekim 2013 Çarşamba

T.S. (TUS' tan Sonra)


Günaydın sevgili okuyucular,
Bayram tatili bitti. Çoğu kişi gibi benim de 1 haftam çok çabuk geçti. Üç şehir gezdik: Büyük kısmı Trabzon olmak üzere, Amasya ve çocukluğumuzun masum şehri Tokat-Zile. Eşimle birbirimize çocukluğumuzu geçirdiğimiz evleri gösterdik, anılarımızı tekrar hatırladık ve anlattık.

Tüm bunlardan önemlisi eşimin hazırlandığı TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) maceramız artık nihayete erdi. TUS' tan sonraki süreci yaşıyoruz. Aylardır beklediğimiz zamanlar... Neresi oldu peki? Puanımızın beklentimizin çok altında gelmesine rağmen, son beş tercihten birinin geleceğine %70 ihtimal verirken, eşimi yoğun bir Nöroloji asistanı ve sonrasında 30 gün icap nöbeti tutan bir uzman olarak hayal edip kederlenirken, son tercih gelir de mutsuz bir aile hekimi kocam olur diye korkarken... Otuz tercihten 15. geldi. Çok ama çok şaşırdık: Artık KTÜ- (Kısaca Enfeksiyon Bölümü) ve Trabzon bizimdi... Yani hayallerimin şehrindeydik. Eş durumunu da halledersek tabi... Maalesef ki bundan sonraki süreç de T.Ö. (TUS' tan Önce) kadar yorucu ve yıpratıcı olacak. Beklenen eş durumu tayini ve arkasından ayda 10 nöbet tutan bir koca. Bekâr kızlar, siz siz olun gönlünüzü bir doktora kaptırmayın :) Nöbeti olan hiçbir meslek mensubuna kaptırmazsanız da iyi edersiniz :)

Beş günlük Trabzon tatilimizde çoğunlukla eşimin köyündeki evdeydik. Trabzon arazisi bana çok yorucu geldi. O fındık bahçelerinden nasıl fındık topluyorlar, şaşırdım. Ya yukarı çıkıyorsunuz ya aşağı iniyorsunuz... Düz zemin nerdeyse hiç yok. Bir de o zeminde sırtlarda sepetlerle yüründüğünü düşününce, daha da şaşırıyorum. Şehrin merkezi çok güzel, çok beğendim. Bunun dışında eşimin 6 yaş öncesi hayatının geçtiği Şalpazarı- Acısu civarını da ziyaret ettik. Şalpazarı'nda Ağasar deresi var, şu bildiğimiz Asiye türküsünde geçen dere...
Şu kanıya vardım ki: Trabzon'da yeşilin ve sarının her tonu (Sonbaharda) var. Arazi çok engebeli ve evler çok dağınık yerleşmiş. İlçe meydanları erkek kaynıyor. Karadeniz' de kadının çalışma-erkeğin oturma geleneği hala devam ediyor, acı ki...

Sizlerle Trabzon gezisinde en mutlu olduğum ana dair bir fotoğraf paylaşıp sayfanızdan çekiliyorum :)
Beşikdüzü sahilinde eşimle başbaşa, kenardan deniz kabuğu toplamak çok güzeldi.
Ah bir de nem olmasa... Neme alışmak çok zor olacak hep iç kesimlerde yaşamış biri olarak.


Hoş kalın, Mutlu kalın.

4 Ekim 2013 Cuma

Gülümseyen Kurabiye ve Aslında Hayat

Bakmak ve görmek farklı derler.

Kurabiye ve kek yaparken bol bol kürdanla kontrol eden ben, tepsi çıktığında şu görüntüyü fark ederse ne hissetmiş olabilir?


Mutluluk... Hayat sanki göz kırpmıştı bana. Belki de en düşünceli anımda.

Hayat kaç kere göz kırptı bizlere ve biz bunu kaç kere gördük dersiniz?
Umarım fazla bir şey kaçırmamışızdır.
Hayat bazen göz kırpar. Ona karşılık verelim. Mutlu olarak.