13 Aralık 2014 Cumartesi

Dönüşen Hayat

Merhaba sevgili okuyucu,
Epeydir yokum buralarda. Çalışma odasına ne zaman girsem "Hey gidi, eskiden ne çok uğraşırdım kendin yap projeleri için" diyorum. Evet uzun zamandır ilgim azaldı. Hala heyecanla yapmak istediğim şeyler var gerçi; ama motivasyon mu eksildi, enerjim mi azaldı bilmiyorum, yapamıyorum.
4 gün sonra Trabzon' a taşınalı tam 1 yıl olmuş olacak. Buraya dair bir sürü heyecanım ve kaygım vardı. Şimdilik sadece denizini sevdim sanırım, tabii Sümela yollarını da... Sadece kuruyemiş üreten dükkanlar ve sadece kahve üreten dükkanlar yok ya, en çok da buna takılıyorum. Yani benim araştırdığım kadarıyla yok. Gerçi öyle çok da çarşıya inen bir tip değilim.




***

Yaklaşık 1 ay önce de hamile olduğumu öğrendim. Şimdi 9 haftalık bir minnoş var içimde. Ne kadar yavaş büyüyorlar, tezcanlı olduğumu ilk kez bu kadar net gözlemliyorum. Halbuki çok sakin ve durağan bir hayatım var, severim de. Ama bebek konusunda içimden "Hadi ama, büyü artık" diyorum sürekli. Yavaşlamanın, anı yaşamanın zevkine varmak çok zor geliyor şu sıralar. Tabii mide bulantıları da bunda çok etkili. Belki mide bulantılarımın geçmesi için istiyorumdur hızla büyümesini. 14. haftadan çok ümitliyim, lütfen "şıp" diye kesilenlerden olsun bu mide bulantısı. Bu süreçte hamile psikolojisini de anlamaya başladım. Mesela sosyal medyada lezzetli sofraları gördüğümde, genelde kızmazdım, imkanı olmayanlar için üzülürdüm. Şimdi bir de gebe kısmı olduğunu farkettim. Onlara özenip -imkanı olduğu halde- yiyemeyen nice gebe var, lütfen kıymayın onlara diyorum içimden. Bir de parfüm olayı. Ben parfüm kullanmam. Astım hastası bir yakınım yok ama genelde onları rahatsız ettiğimizi düşünüyorum kullandığımızda. Genel olarak kokuya karşı bir sempatim de yok zaten. Ama gelin görün ki bu işin astım hastası boyutundan başka gebe boyutu da varmış. Kalabalık ortamlara giremiyorum, kapı kapalı olduğu halde, kapının önünden geçenin parfüm kokusunu alıyorum, düşünün! Birden fazla kişi geçince de kokular karışıyor, mide bulanıyor. Bu sebepten pencereler hep açık. Üşümek de iyi geliyor biliyor musunuz? Sanki daha çok oksijen alıyorum. Bunların dışında şimdilik hormon değişimlerine bağlı psikolojik olarak bariz bir iniş-çıkış gözlemlemedim kendimde. Bebeği ultrasonda ilk gördüğünde ağlayanlardan da olmadım. Çok sakinim yahu, eşim de öyle. Tabii doktor odasından çıkınca "Gördün mü, kalbi canavar gibi atıyor bebeğin" diyen ve evdeki beyaz tahtaya "Kalbi canavar gibi atanlar ailesi" yazan koca heyecanını saymazsak. Sevdim bu tamlamayı.
***

Bebek için bol bol yazı okuyorum; ama bundan sonra sistematik gitmezsem kafam çok karışacak gibi. Not alma olayını ciddiye alıp kategorize etmek istiyorum. Bebek olayına bakış açısını sevdiğim kotonprenses ' in bir yazısında görüp "Bebek Yapım Bakım Onarım" bloğunu okumaya başladım. Facebook sayfalarından da yararlanıyorum. Sevgili Esra' nın bir yazısında "Gebelerin genelde doğuma odaklandığı; ama doğum sonrası emzirme ve diğer konulara hiç hazırlık yapmadığı, bunun da zorluk çıkardığını" yazması üzerine, bu saptamayı mantıklı bulup özellikle emzirme konularına da bakıyorum. Doğal doğumla ilgili kitaplar okuyorum. Folik asit alıyorum, Solgar' ın. Gebelik öncesi D vitamini takviyesi, balık yağı ve demir takviyesi almıştım (tahlil sonucuna bakarak). (Gebeliğe hazırlananlar ve gebe olanlara katkım olur diye detaylı yazıyorum.). Bu ay Bebeğim ve Biz dergisi de Uyku Eğitimi kılavuzu verdi, bebeğine uyku eğitimi verip rahatça uyumak isteyen ebeveynlere de duyurulur. Herkese bu konuda başarı diliyorum :)
***

Bende hadiseler böyle.
Herkese mutluluk dolu yeni hadiseler diliyorum :)

3 yorum:

  1. Cok sevindim gercekten. Allah saglikla bebeginizi kucaginiza alabilmeyi nasip etsin insaallah :)

    YanıtlaSil
  2. İnanır mısın, daha dün blog listeme göz atarken senden ne zamandır yeni bir yazı gelmediğini fark ettim. Sonra acaba bir şey mi oldu falan diye düşünürken kendi kendime gülümseyerek hamile olabilir mi dedim :) İçime doğdu derler ya, öyle işte. Şimdi yazını okuyunca çok sevindim. Tebrik ederim, Allah sağ salim kucağınıza almayı nasip etsin.

    O hamilelik bulantılarını bana soracaksın :) 9. haftada başlayıp 16. haftada "şıp" diye kesildi ama o arada resmen bitkisel hayat yaşadım. Dünyanın bütün kokularını duyuyordum sanki, bazen kilometrelerce uzaktaki bir kokuyu bile. Elimde sürekli bir poşetle yaşadım, kustuğum için. Ama bulantılar geçince normal hayatıma kaldığım yerden devam ettim. Dilerim seninki de "şıp" diye kesilir.

    Okumak güzeldir, doğuma kadar okuyarak -özellikle doğumla ilgili- bütün korkularından, önyargılarından arınmanı tavsiye edebilirim. İnsan bilmediği şeylerden korkmaz mı en çok...

    Yazında benden bahsettiğin kısma gelince şaşırdım ve çok sevindim bu arada. Faydalı olabildiysem ne mutlu bana. İş yoğunluğum biraz daha azalsa bebekli hayatla ilgili daha çok şey yazmak istiyorum ama bakalım.

    Ne kadar uzun yazdım yaa :) Tebrik ediyorum tekrar, çok mutlu ve sağlıklı bir hamilelik geçirmen dileğiyle...

    YanıtlaSil
  3. Canım buradan da tebrik edeyim yine, "kalbi canavar gibi atanlar ailesi"nin yeni üyesi vatana millete, din-i İslam'a hayırlı olsun, inşallah kucağınıza aldığınız günleri görmeyi de nasip eder Mevlam... Bu arada, senin bıcırığın ne çok teyzesi var öyle (yani kk ve blogdan tanışık olduğun biz kızlar babında söylüyorum ^_^ )

    YanıtlaSil

iyi ya da kötü yorum yazmaya karar verdiğiniz için teşekkürler :)