25 Haziran 2014 Çarşamba

Yavaş Ebeveynler-Mutlu Çocuklar



Yavaşlamakla ilgili gördüğüm 2. kitap.
İlki Kemal Sayar'a ait "Yavaşla! Bu Dünyadan Bir Defa Geçeceksin" di. Onu okumamıştım; zira popüler kitap fobim var, taa ki Ankara'da bir gün metroda giderken karşı banklarda oturan kadınların nerdeyse 1/3' ünde Aşk (Elif Şafak) kitabını gördüğümden beri. Ne ki bu? İsyan ruhum kalktı işte o zamanlar, "Okumayacağım herkesin okuduğunu" dedim. Herkesin okuması, o kitabın benim kriterlerimde iyi olduğunu, bana kendini sevdireceğini kanıtlamıyor ki. Bir önyargı oluştu, doğrudur.

Yavaş Ebeveynlik de şu sıralar çok satılanlarda. Ama ben vallahi taa çıktığı gün "Bu kitabı okuyacağım" demiştim, herkes okuyor diye değil yani. Hem herkes okusa, bestseller falan olsa da ne güzel olur. Düşünsenize herkes yavaşlamış: İnsanlar sakin sakin denizi seyrediyor; biri ellerini çamura bulamış çocuğuna gülümseyerek bakıyor; lokantalarda yemekler hızlı gelmiyor, gık yok, geldikten sonra da suratlarda bir mest olma ifadesi; insanlar korna sesini unutmuş; arabalar yayaya yol veriyor; bir kadın evde akşam gelecek çocuğuna sürpriz olsun diye keçelerden bir şeyler yapıyor mutlu mutlu, sakin sakin; bir adam, akşam eve geliyor ve yemek yok! Oğluna sesleniyor "Hadi gel de, annene menemen nasıl yapılırmış gösterelim". Baba-oğul güle oynaya belki 2 saatte enfes bir menemen pişiriyor; bir çocuğun sınavı kötü geçmiş, ama (!) mutsuz değil.
Ne ütopya!
Ama yazar diyor ya, "Herkes dediğin kim?", "Aaa, evet o benim ya" dersek değişir bir şeyler.

*

Şimdi ben bir kitaba taktıysam acaip takarım, kitabın konusuna yakın bir konu mu açıldı? Baskı denecek kadar "Bak şu kitabı oku, kesin oku, istersen getireyim" derim. Bunu en fazla Taş Devri Diyeti' nde yaptım. Sonra biraz İyi Hissetmek'te. Sanırım 3.sü de belli oldu: Yavaş Ebeveynlik.

*

Okuyun bu kitabı. Bir avmye gittiniz, meşhur kitapçıya da girdiniz, kitap okumayı seviyorsunuz, aile-çocuk reyonuna da geldiniz, kitabı da gördünüz, mavi bir kapak. Düşünmeyin lütfen, harekete geçin ve alın o kitabı. Okurken "Hadi canım" demeyin, içinizdeki yargıç sussun (Ben daha anne değilim ya, ondan böyle rahat rahat yazıyorumdur, değil mi?), sadece okuyun. Sevdiyseniz okuduğunuz cümlelerden notlar çıkarabilirsiniz. Mesela: Bebek ağladığında susturmaya çalışmayacağım her defasında.
Ben de yeni öğrendim vallahi. Hayli ilginç, ebeveynler kendilerini boşa harap ediyorlarmış. Beynimizdeki "ağlayan bebek susturulmalı" inancı out.

Kitapta bir sürü konuya değiniyor yazar, eminim çoğu ebeveynin bam teli olan konular.
Yavaşlamaktan bahsediyor bol bol; onun yanında ekmekten bahsediyor mesela, dillere destan Ada Ekmeği' nden; psikologların da terapiste gidebileceğinden mesela, ne büyük bir bilgi anlatamam, çünkü çoğu insan için ruh sağlığı çalışanlarının ağlaması bile yasak, en azından bu yargı da yıkılmış olur; bol bol soru soruyor, sorguya çekmemizi istiyor kendimizi; gözlemleyin diyor; çocuğunuzun çıkardığı huzursuzluklara çözüm yolları öneriyor; doğaya çıkın diyor; almayın, evdeki eşyalarınızı azaltın diyor; spor yap diyor; çocuğunun sıkılmasına izin ver diyor; güven diyor.
Sakin ol, yavaş ol, mükemmel değilsin, olamayacaksın, kendini yorma, hayatın tadını çıkar, yavaşlayarak diyor...

Bu bir kişisel gelişim kitabı değil.
Bu bir ebeveynlik kitabı, klinik psikolog Pınar Mermer tarafından kaleme alınan.

Kitaptan ve hem de yazarın sesinden cümleler duymak ister misiniz?

Acı değil mi?
*

Kitabı okurken aklıma sık sık Zarifoğlu' nun çok sevdiğim mısraları geldi, burda paylaşmıştım, tekrar paylaşıyorum:

     “Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları
Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları
Konuşurlar
İsterler
Susarlar
Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
Ev meslek iş para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Şehirlerde kasaba ve köylerde


Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu

2 yorum:

  1. Çok methini duydum bu kitabın..
    iyi hissetmek kitabı benim içinde çok kıymetlidir..

    YanıtlaSil

iyi ya da kötü yorum yazmaya karar verdiğiniz için teşekkürler :)