31 Ocak 2014 Cuma

Ailemizin İlk'inin Doğumgünü

Rana, benim yeğenimin adı.
Hamilelik sürecine ilk defa onun vesilesiyle bu kadar yakından tanık oldum.
Ablama açıp açıp "Bunu yeme, şunu yap, bak üzülme bebek etkilenir, bebeğe şundan almayı planlıyorum" vs vs diye söylerdim. Hamilelik sosyal baskıyla zorlaşıyor sanki :) Neyse, sonuçta her şey bebeğin sağlığı içindi. Nasıl bir bebek olacağını düşünürdüm, sağlıkla dünyaya gelsin diye dualar ederdim.
Sonra doğdu. Doğdu doğdu, normal doğum yani.

İşyerinde o haberi aldığımda heyecandan elim ayağım titremişti. Ben normal hayatıma devam ederken, ilkimiz doğmuştu bile! Annesine sabahın erken saatlerinde rahatsızlık vermeye başlamış. Arkasından ablam duş alıp, saat 7' ye kadar beklemiş. Sancı dayanılır demek ki. Küçüğün dünyaya gelme sancıları. 9 aydır içerde bulunduğu yerden çıkacak, heyecanlı, sabırsız, meraklı ? Yedide doğru hastaneye. Saat 10'da da bebişkosu dünyaya gelmiş :) Ben akşam 7 gibi yanlarında olabilmiştim. Hiç meraklı değildi bana göre, gözlerini açıp bakmıyordu bize. Eli yüzü şişmiş, küçük, kırmızı bir şeydi. Dokunmaya korkuyorduk.

Sonra sonra yavaş yavaş büyüdü.
Onu kucağımda taşırken evin içinde -yerler düz, dışarda değiliz sonuçta- hep yere bakardım. "Aman bir yere takılıp da düşmeyeyim, bir yerine bir şey olmasın." , "Bunun gözleri yeşil olacak galiba?Döner mi ki?", "Abla bu günde kaç saat uyuyor, uyansa da bize baksa?" , "Ne zaman gülecek ki bize Rana?"

Bir de, benden tam 1 hafta sonra doğmasından ötürü pek keyifleniyordum, aklıma geldikçe söylüyordum.
Ne demiştik? Gözleri şimdi ela gibi, değişiyor sürekli. Bize bol bol gülüyor, kahkaha bile atıyor. "Dede" kelimesi en net söylediği kelime. Üstte 2, altta 2 tane dişi var, diğerleri de çıkmak üzere. Çok hareketli! Her an bir tehlike. Mutfakta alt çekmeceleri çekiyor, elini oraya kıstırıyor, önüne geleni ağzına götürüyor, geçtiğimiz hafta elini yaktı, vs vs. Verilen zeytin parçasının da içini yiyip kabuğunu bırakabiliyor, o kadar da işini biliyor :) Bebeğinin ağzına emziğini sokuşturuyor, bebeğini uyutur gibi yapınca o da gelip başını koyuyor, sevdiği şeyleri sıvazlayıp "cici cici, hay hay" diyor. Saçları da uzadı, artık saçının tepesine isteğine göre 1 veya 2 havuz kondurulabiliyor :) Odadan odaya pat pat, hızlı hızlı yürümesi ise en güzel yürüyen mankenlere taş çıkartır! Arada da öyle güzel düşüyor ki, tabloluk :)

O artık 1 yaşında.
Her birimize ayrı ayrı teyzeliği, anneanneliği, dedeliği, anneliği, babalığı, daha nice nice duyguları tattıran bebek o.
Ona artık çocuk da diyebiliriz :)

Rana' ya not: Ranoşum, ben sana ekstradan mektup yazmıştım; ama büyüyünce bu sayfalar durursa hala, gülerek oku prensesim :)

***

Kendisi için hazırladığımız; ama onun ne olduğu hakkında hiçbir fikrinin olmadığını düşündüğüm doğumgününden kareler :)

Bir fotoğraf çekim çerçevesi hazırladım; ama çok büyük yapmışım, kare almakta zorlandım :)


Teyzelerinin sevimli hediyeleri :)




Benim yeğenim Minnie' den bile tatlı ama idare ettik işte :)




Ve günün fotoğrafı.
"Aile Olmak"


***

Herkese mutlu, huzurlu günler diliyorum.
Hayatınıza neşe ve huzur katan minikler de :)

1 yorum:

  1. Darısı başınıza canım :) Rana ya da Mevlam ailesiyle nice sağlıklı huzurlu mutlu yıllara erişmeyi nasip etsin..

    YanıtlaSil

iyi ya da kötü yorum yazmaya karar verdiğiniz için teşekkürler :)