30 Ekim 2013 Çarşamba

Pekmezli Top Kek (Pekmezli Muffin)

Merhabalar, bayram tatili sonrasında tekrardan bir Pazartesi sendromu yaşıyor olabilir miyim? :)
Herkesin dünkü Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Umarım güzel, cıvıl cıvıl bir bayram geçirmişsinizdir. Hele çocukları olanlar yaşamıştır, kesin :)

Dün bayram tatilini fırsat bilip mutfakta vakit geçirmek istedim. Sağlıklı yaşam konusundaki hassasiyetlerimden dolayı mutfağa girmez, çay yanına bir şey yapmaz oldum. Aslında "Sağlıklı olmalıyım, ölmemeliyim" gibi bir düşüncem yok. Beni bu duruma iten düşünce "Zehirlenmemeliyim".

25 Ekim 2013 Cuma

Enn Çok Beklediğim Hobi Malzemelerim Geldi :)

Merhabalar;

Sonunda karatahta boyama ve ibeking'den aldığım bantlara kavuştum.
Benden keyiflisi yok artık :)
İnşallah güzel güzel projelerde kullanırım hepsini.

İbeking' den aldıklarım :




Karatahta boyam ♥


Bunlar da almaya gidemediğimden, sevgili eşimin anahtarlık süslemesi için kendi zevkiyle aldığı kumaşlar :)
Ben minik desenli al deyince, minik gördüğünü almış. Anahtarlıkla pek alakası olmayacak renklerde.
Onu kumaş alırken hayal edince, yaptığı seçimlere kızamıyorum bile. Öyle sevimli geliyor ki :)


Enn Taze Çifte Anahtarlık Hediyesi- 1

Günaydınlar!
Şükür ki haftasonu gelmek üzere, evde yalnız olsam da.
Yarın eşimin ennnn sevgili kuzeni evleniyor. Ben çeşitli sebeplerden gidemedim, eşimi yolcu ettim.
Eee evlenen enn sevgili kuzen olunca, bir hediye yapmak da insanın içinden geliyor.
Anahtarlık aldık birlikte ve ben başladım boyamaya.
Anahtarlık pencere şeklinde olunca saksıyı nasıl yapacağımı bilemedim. Sağolsun gazete parçaları. Çıkardım şablonu, yaptım saksıyı. İçine de yazıcımızın sakladığım köpüklerinden sıcak silikonla toprak yaptım :)




Sonra boyadım. "O masal günü gelinceye kadar, boyuyorum" diye mırıldanarak. Yine.


Ve sevimli penceremin aşk dolu çiçekleri ♥
Çiçekleri çeşitli boncuk, dantel, çiçek, düğme, vs satan bir yerden aldık. Eşimle koşturduk resmen.
Ama henüz bitmedi. Yine de paylaşmadan duramadım. Daha fon perde ve tül perde yapacağım :)

Bu çalışmayla hafiften, köşesinden bir minyatür denemem de oldu sanki?


Mutlu Kalın, Aşkla Kalın :)
Herkese Hayırlı Cumalar!


23 Ekim 2013 Çarşamba

T.S. (TUS' tan Sonra)


Günaydın sevgili okuyucular,
Bayram tatili bitti. Çoğu kişi gibi benim de 1 haftam çok çabuk geçti. Üç şehir gezdik: Büyük kısmı Trabzon olmak üzere, Amasya ve çocukluğumuzun masum şehri Tokat-Zile. Eşimle birbirimize çocukluğumuzu geçirdiğimiz evleri gösterdik, anılarımızı tekrar hatırladık ve anlattık.

Tüm bunlardan önemlisi eşimin hazırlandığı TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) maceramız artık nihayete erdi. TUS' tan sonraki süreci yaşıyoruz. Aylardır beklediğimiz zamanlar... Neresi oldu peki? Puanımızın beklentimizin çok altında gelmesine rağmen, son beş tercihten birinin geleceğine %70 ihtimal verirken, eşimi yoğun bir Nöroloji asistanı ve sonrasında 30 gün icap nöbeti tutan bir uzman olarak hayal edip kederlenirken, son tercih gelir de mutsuz bir aile hekimi kocam olur diye korkarken... Otuz tercihten 15. geldi. Çok ama çok şaşırdık: Artık KTÜ- (Kısaca Enfeksiyon Bölümü) ve Trabzon bizimdi... Yani hayallerimin şehrindeydik. Eş durumunu da halledersek tabi... Maalesef ki bundan sonraki süreç de T.Ö. (TUS' tan Önce) kadar yorucu ve yıpratıcı olacak. Beklenen eş durumu tayini ve arkasından ayda 10 nöbet tutan bir koca. Bekâr kızlar, siz siz olun gönlünüzü bir doktora kaptırmayın :) Nöbeti olan hiçbir meslek mensubuna kaptırmazsanız da iyi edersiniz :)

Beş günlük Trabzon tatilimizde çoğunlukla eşimin köyündeki evdeydik. Trabzon arazisi bana çok yorucu geldi. O fındık bahçelerinden nasıl fındık topluyorlar, şaşırdım. Ya yukarı çıkıyorsunuz ya aşağı iniyorsunuz... Düz zemin nerdeyse hiç yok. Bir de o zeminde sırtlarda sepetlerle yüründüğünü düşününce, daha da şaşırıyorum. Şehrin merkezi çok güzel, çok beğendim. Bunun dışında eşimin 6 yaş öncesi hayatının geçtiği Şalpazarı- Acısu civarını da ziyaret ettik. Şalpazarı'nda Ağasar deresi var, şu bildiğimiz Asiye türküsünde geçen dere...
Şu kanıya vardım ki: Trabzon'da yeşilin ve sarının her tonu (Sonbaharda) var. Arazi çok engebeli ve evler çok dağınık yerleşmiş. İlçe meydanları erkek kaynıyor. Karadeniz' de kadının çalışma-erkeğin oturma geleneği hala devam ediyor, acı ki...

Sizlerle Trabzon gezisinde en mutlu olduğum ana dair bir fotoğraf paylaşıp sayfanızdan çekiliyorum :)
Beşikdüzü sahilinde eşimle başbaşa, kenardan deniz kabuğu toplamak çok güzeldi.
Ah bir de nem olmasa... Neme alışmak çok zor olacak hep iç kesimlerde yaşamış biri olarak.


Hoş kalın, Mutlu kalın.

10 Ekim 2013 Perşembe

Bir Tıp Doktorunun İstifası ve Ülkenin Görünmeyen Yüzü


Eşim bir pratisyen hekim. Bugün yarın TUS yerleştirme sonuçları açıklanacak. Birazdan alıntılayacağım yazının sahibi hanımefendinin branşı da tercihlerimiz arasında. Sabah eşim, yüzü şaşkınlık ve pişmanlık dolu bir ifadeyle (bana öyle gelmiş de olabilir) "Drtus'taki 'Bir Doktorun Mesleğini Bırakış Sebepleri' ni oku" dedi. Ben de okudum. Bu binlerce görünmeyen yüzden sadece biri. Hepimiz mesleklerimizde donma noktasına geldiğimiz, lanet ettiğimiz anlar yaşıyoruzdur, özellikle devlet kurumunda çalışıyorsak... İşte bu da bir doktorun kaleminden dökülenler...

Yazı iki senelik bir yazı olsa da paylaşmak istiyorum.
Yazının sahibine ulaşamadığım için yazıyı alıntılamak yerine, direk adres linkini paylaşıyorum.

Bir Doktorun Mesleğini Bırakışının Sebepleri


Daha dürüst, daha anlayışlı, daha samimi bir dünya diliyorum hepimize...

Kitap Siparişimiz ve Diğerleri


Yıllardır kitapyurdu.com' da alışveriş yapıyorum. Sonra bu furyaya eşimi de dahil ettim.
Sizlerle son kitap siparişimizi paylaşmak istiyorum.



HayyKitap' ın sağlıkla ilgili kitaplarına bayıldığımı söylemiştim. En üstte yine aynı yayınevinden bir kitap, okumaya başladım bile! Korkarım ki okuduktan sonra alışveriş için bez torba ve file arayışına gireceğim. Başıma iş açmakta üstüme yoktur! Olsun, gelecek nesillere ve doğaya bir nebze katkım olsun da...
Kitabın adı: Naylon Aşkı Öldürür! Plastik Yaşamdan Kurtuluş Rehberi. Yazar Dicle Üniversitesi'nden Kimya Profesörü.

Diğer kitaplar ise:

*Nar Ağacı- Nazan BEKİROĞLU
*Dublörün Dilemması- Murat MENTEŞ
*Uzun Hikaye-Mustafa Kutlu
*Resimleriyle Çocuk-Haluk YAVUZER

Popüler kitap okumaktan hazzetmem; üniversite 1' den beri popüler kültür karşıtı bir tablo çiziyorum. Popüler olan çoğu şeyden uzak durmaya çalışıyorum, tükenmemek ve tüketmemek için. Tabi bu konuda %100 başarı mümkün değil; %100 başarılı olunması da gerekmiyor belki, hepsi zararlı olmasa gerek şu popüler kültür ürünlerinin. Nazan BEKİROĞLU' nun içinde Trabzon geçen bu kitabı da popüler kitaplardan şu ara; ama almadan edemedik.

7 Ekim 2013 Pazartesi

Artık Bir Kara Tahtamız Var; Ama?

Günaydın sevgili blogseverler :)

Haftasonu hasta halimle kara tahtamızı yapayım dedim. Bebek alışverişi yapar gibi öncesinde tebeşirlerimizi ve silgimizi almıştık.
Ben koyuldum yapmaya. Siyah boyaya, derz dolgusunu karıştırdım. Boyadım.
Yalnız müstakbel kara tahtamızla ilgili bir sürü hayali olan sevgili eşim tahtanın yazımını beğenmedi. O okullardaki gibi bekliyormuş.
Üzerine bir de vernik atayım, belki düzelir dedim.
Bu sefer daha iyi buldu sevgili eşim.
Gelin görün ki kara tahtamız silgiyle silinmiyordu; ıslak mendille siliyorduk. Akrilik boyalı ve akrilik vernikli bir yüzey, ne kadar dayanabilirdi ki ıslak mendile? Hem ıslak mendil de yetişmezdi bize; zira çok aktif kullanacaktık.
Şimdi hazır boyalar araştırmaya başladım; güya kendim yapacaktım. Ne de hayallerim vardı; ip asacaktım, cici mandallar ve not kağıtları...
Neyse bir başka bahara kaldı.
Artık bunu da pano gibi mi kullanırım, bilmiyorum.





Mutlu Haftalar :)

4 Ekim 2013 Cuma

Gülümseyen Kurabiye ve Aslında Hayat

Bakmak ve görmek farklı derler.

Kurabiye ve kek yaparken bol bol kürdanla kontrol eden ben, tepsi çıktığında şu görüntüyü fark ederse ne hissetmiş olabilir?


Mutluluk... Hayat sanki göz kırpmıştı bana. Belki de en düşünceli anımda.

Hayat kaç kere göz kırptı bizlere ve biz bunu kaç kere gördük dersiniz?
Umarım fazla bir şey kaçırmamışızdır.
Hayat bazen göz kırpar. Ona karşılık verelim. Mutlu olarak.

2 Ekim 2013 Çarşamba

Havalar Saldırıda, Cilt Savunmada! Bakın Ona :)


Merhabalar!
Bu başlığı açarken, kendi kendime "Allah'ım bugünleri de mi görecektim?" dedim: Ben ve cilt bakımı yazısı yazmak. Şaşırtıcı bir ikili :)

Tabi ki bu bakım hevesim, "Güzel olayım, bakımlı olayım" derdiyle değil, "Cildim sağlıklı olsun" derdiyle başladı. Henüz taze, 1 senelik :) Bakımlı olmak demek, düzenli olmak demek. O da bende yok, maalesef.
Okuduğum kitaplar, kullandığım sabunların ve kremlerin beni zehirlediğini söyleyince araştırmaya koyulmuştum. Şu an tutturduğum yoldan çok memnunum. Yalnız bunları sadece kışın yapabiliyorum, yazın hiiiç hevesim gelmiyor :) Yazın güneş için susam yağı kullanmaktan öteye gitmedim, itiraf ediyorum.

Gelelim sonbaharla birlikte günlük rutinim nasıl işlemeye başladı?

1 Ekim 2013 Salı

Ev Düzenlemece

Merhabalar;
Haftasonu çoktandır aklımda olan, ev düzenleme adına yapacaklarımın bir kısmını da yaptım. Büyük kısmı duruyor maalesef! Hobi sevdası yüzünden eve taşıdığım onca şeyi, koyacak yer bulamıyorum. Kendi evim olmadığından, çivi çakmakta da sıkıntı yaşıyorum, yerlerde ve artık karışmış olan kutularda sürünüyorlar maalesef :(




Bu tel tokalar gelin saçımdan çıkan tokalar! Evet evet, 10 aydır kötü bir kutuda, kıyıda köşede saklıyordum. Malum tel tokalar hayat kurtarıcı. Sonunda yıkayıp, onları güzel bir kutuya koydum ♥